Girl or Boy? The Medical, Ethical and Legal Aspects of Disorders of Sex Development: Traditional Review
Sevtap Metin, Adem Az, Hakan Ertin
Abstract
Her yenidoğana, geleneksel olarak fiziksel görünümü üzerinden kadın ya da erkek olarak bir cinsiyet atfedilmektedir. Fenotipi tipik bir kadın ya da erkeğe benzemeyen veya genotipi ile farklılık gösteren bebekler ise bu ikili cinsiyet sınıflandırmasının dışında kalmaktadır. Bu durum, güncel literatürde cinsiyet gelişim bozukluğu [disorders of sex development (DSD)] olarak tanımlanmaktadır. DSD olgularında en önemli etik sorun, DSD'li bireylerin cinsiyet atama kararıdır. Burada küçüğün tüm hayatını etkileyecek önemli ve geri döndürülemez bir cerrahi müdahale söz konusudur. Bu kararın ameliyatı gerçekleştirecek tek bir hekim ya da ebeveyn tarafından verilmesi, biyoetiğin temel prensiplerinden özerklik hakkının hekime ya da aileye devredilmesi anlamına gelecektir. Ayrıca yapılacak bu cerrahi işlem biyoetiğin yararlı olma, zarar vermeme ve adalet ilkeleri açısından da tartışmalıdır. Bunun yanı sıra en öncelikli hukuki sorun, rıza dışı uygulanan tıbbi müdahalelerdir. DSD'li bireyler ile ilgili hukuk sistemimizde açık bir hukuki düzenleme bulunmadığından, DSD'ler söz konusu olduğunda genital düzeltme ameliyatlarının da sonucu olarak biyolojik cinsiyet ve nüfus kayıtlarında bir değişikliğe yol açmasıyla Türk Medeni Kanunu madde 40 kapsamında ele alınması gerektiği öne sürülmektedir. DSD olguları, biyolojik özellikleri ile birlikte düşünüldüğünde Türk Medeni Kanunu'nun madde 40 kapsamına sokulması yerine haricen ele alınarak ayrı bir düzenlemeye tabi tutulması gerekmektedir. Bu çalışmada, DSD olguları tıp, etik ve hukuk perspektifinden ele alınacaktır.